Beşir Sevim

(Türkiye)


 


 

 fotoğraftaki renksiz zamanlar

 


deniz’e

herkesin kendinde zaman

bir başka yaşanır da… söylenmez.

 

bir şeylerin öncesinde kaldı sebebi.

gecikir eskimişliğimiz dışarda kalırız

bir yangın sızar soluğumuza şimdi.

adının ıslaklığı aklamaz dilimin siyahını

bu yıkımın gidişinden… dönüşü belliydi.


tarihe milat olmak diyorum

eskiyi unutturur mu yeniyle?

araf ‘a zamanın neresinden gidilir,

ya doğmayı bekleyen ölü çocuklara

geçmişin ipeğinden mi kefen biçilir?

 

herkesin kendinde zaman

bir aşka yaşanır da… söylenmez.

 

eskittiğin fotoğraflarda çoğalırsa siyah

beyaz gölgeler daha az… dinmez derim

bu akışkan, bu kimliksiz acısı bekleyenlerin.

 

…içimdeki boşluk susturulabilirse ancak

yeni bir hayata geçebilirim.

 

 


kırmızı masal

 

kırmızıyla yazıyorum sana çocuğum, aşkla…parçalanmış bir kusurum ben sana. kirpiklerinin gürültüsünden başka bir şey duyulmuyor buralarda. ve yenilgiler ve yağmurlar içinde hâlâ masallar anlatıyorum kendime, gözüm gördüklerini unutsun diye…


ah çocuğum, kalbime sığmayan ne var bu dünyada? kanıma dokunuyor bildiğim bütün kırmızılar. bir sıkıntı kadar siyahmış gözlerim, kimse leke sanmasın. artık biliyorum, nasıl ve neden yaşlanıyorum. ki zaman dönüyor sudan bahanelerle. boş ver sen, hiç ıslanmamış bir kirpik bul bana. gölgesinde bir yıldız, bir gece olurum belki uykuna, bir sokağın şakağında nabız gibi atarım kendimi o zaman hayata. nasılsa bir şey var sesinde, benim olmayan bu güzel yüzden, bu yüzden kayıp gidiyor dünya o an, bir salkım hüzünle ayaklarımın altından.


kırmızıyla yazıyorum sana çocuğum, aşkla… ve biliyorum tadını kanın. çünkü yalnız bir tek vakti var bende saçlarının. nasılsa çocukluğumdaki gibi hâlâ kuşlar gökyüzünde puldur. sustum avazım çıktığı kadar belki yedi gün, belki kırk gece bir yerde duman yoksa ateş de yoktur. ve andolsun incire ve zeytine dediğim gibi andolsun dudaklarının kırmızısına ve boynunun büküklüğüne ve gözündeki çayıra…tekrar tekrar kırılsın istiyorum kalbim. belki o zaman istediğim gibi kendimi üzerek bileyebilirim.


ah çocuğum, senin büyümek sandığın; bir sancı… benim bölündüğüm ve damar damar yarılıp aldandığım.
kusurlu ve parçalanmış bu masalda da yenildim sana. gökten üç elma düşsün başımıza ve dursun artık bu kanama. beni bağışla çocuğum, kırmızı bir aşkla.

çünkü kalbime sığmayan bir şey var bu dünyada.

 

 



 

 


asûde masal

 

kalbimin sınırlarını kaldıran;

kokusunu ve gözlerini hayatıma saplayan

kalbimin küçük kızı asude için…

  

I –

zalim bir zamana açtın gözlerini

avuçlarıma süs oldun; gözüme

dağıldı ruhumdaki sis… kalbime

bir isim bulmalı belki.

odalardan emekleyerek geçen sesinden

kuşlar havalanıyor,

göğsüme konuyorlar birer birer…

aahhh… daha çok ağzım olaydı

söylemek, seni sevmek için

daha çok ellerim.

cereyanda kaldı kalbim şimdi

sen mi, annen mi

hanginiz örtecek

çarpıp duran pencerelerimi. 

 

II-

sesin siliyor sözlerimi

bir babanın ağlayan yüzü sende

gizli… yüzünü öpecek ağzım eksik

siyah beyaz bir fotoğraftan sarkıyor yüzüm

gözlerimi siliyor gözlerin

bir salkım kara üzüm lekesi

         gibi duruyor hüznüm.

yüzümün yarısı sende

saklı… hüzünlü beyaz çiçekler…

…çiçekler içinde büyüteceğim seni.

ömrümün bir karşılığı olsun diyorum

zamana… bırakılan güzel bir hatıra

gibi aydınlatsın ışıksız, karanlık gözlerimi

en azından…tir tir titretsin ya da kalbimi.


 


 


 
  


ağır kesik

 

yanan kibritin

boynunu bükmesi bir tükenişti

…gördüm.

o büyük suskuyla düştü

korunaksız balkonlardan ömrüm.

camın kenarından

girdi içeriye o karanlık.

or’dan düştü bu serçe,

bu suç…

kendini tellerinden kanatan

bir kemanın sesiyle

kalbimdeki çatlağı büyüterek

nasıl da geçiyor zaman.

ki et ve kan

hoşnutluğu değil tenimde yatan

öyle bakma, çok eski sevdim.

sondan başladık söz’e

şimdi başa dönelim.

her ne varsa yalan…

bir yılan sayıklar

kendileriyle bu rüyâda,

tüm yalanları kadınlar

çiçek kılığında saklar.

bur’da uzak

“gözlerini kısıp ardından bakmak-“

-la başlar… yol uzar

çünkü sabır,

boşluğa ipek tellerle yaslanır

diye…söz,

dirimin ölüme kınsız yasıdır.

hayat! ölü biri gibi uzuyor gövden

irinler, siyahlar akıyor

uykusu ağır kesiklerinden

kendini tekrar ederse

aynalarda suretler

şehirlerin arka yüzlerinde

iç çekişini saklar gölgeler.

her şeyi ben inkâr ettim râvî

artık ters çevirme kum saatini.

yol gitmeye meyillidir,

belli bir

vakti yoktur akıp gitmenin

ne gündüzdür

ne de gece…

mesafelere yol taşıyorum işte

uzak yakına gelebilsin diye

 

diye…

 

 

ağlayan harfler masalı


adındaki ağlayan harften başlayarak

öpüyorum seni aşk,

dedim ve dilimi verdim kışa,

yüzümü döndüm güneşe başladım son-

ra’nın masalına… dediler

iyi şeyler de vardır hayatta

iyi şeyler de… karın yağması,

yağmurun ıskalamaması gibi iyi şeyler…

dedim iyi şeyler de gelir bazen başımıza.

dediler kalbin tam ortasında unutulacak

ayak izleri olsa da… gün gelir bir rüzgâr

nasılsa gün… gelir bir rüzgâr daha…

bir rüzgâr böylelikle siler izleri

kalp katran… ve taştan yoğrulmamışsa

iyi şeyler de gelir bazen başımıza

dedim yanlış anladı beni herkes sonra.

iyi şeyler de dediler… sustum da susamadım

yalnız dedim, yalnız iki harf var bu masalda

ilki tüm aşkların… dediler, ah akşamların

ortasında ağlıyor mahsur ve mahzun

içimde kalmış dedim ikincisi.

dedi, adımdaki ağlayan harften başlayarak

beni öper misin aşk?

ağır sustum ve uzun… diyemedim

ah aşk…

göz yaşın damlıyor

kalbime… eğil de

gözlerimde biriken harfe bak!

 

 

cin masalı

 

kirpiklerinde kar biriktiren

bir kadın anlattı, ben yazdım.

 

kırk parçaya bölünmüş bir…

kalp kadar darmadağın

geldi ve bozdu dengesini dünyanın.

o an ikiye bölmüş kendini zaman,

ve acı; bir yılan…


uyanmış ağır uykusundan.

 

ben râci,aşksız ve dahi imansız bir cin…

yersiz bir karanlık dolanıyor aklıma,

deniz eski bir şey bizim oralarda.

unuttuklarımın tarihini tutuyorum sonra.

ağzımda yalanın tadı,

hiç unutmam…

yerini yadırgayan bir eşya kadar

pişman ve mağlubum yaşananlardan.

 

kanla başlamam gerekti masala

kara bir şeydi… kırışırdı alnımla

kalplerindeki çatlaktan sızdım onlara.

insan denen şer kavmi

gurbetimde çarptı beni.

şimdi aramızda duran

nasıl bir taşsa

çarpıp gidiyorum uzak’larına.

 

hem kör hem çolaktım

ebced hesabıyla ‘aşk’

kadar yıl yaşadım.

ipini kaçırdığı uçurtmaların

yasını tutan bir çocuğun aklı

ve demirden dudaklarıyla

         öptüm ağızlarını.

 

sen beni anladın mı

tükenir her şey…anlama boşuna

kışa döner sonra temmuz da.

 

dilimin dönmediği sözcükler var

boğulduğum denize inanırım ki aşkla…

bundandır ellerim dilimden daha zalim,

kırık bir dizede dirildim.

var git muştucu, tebaa’na söyle

 

ben ölü değilim!

ben ölü değilim!

ben ölü değilim!

 

 

kuyular ve tabutlar

 

kış büyürken bahçede, kırgın

yayılır mahalleye akşam…yüzünde hüzünler


içinde üzünçler,kapıda çoğalır 
baba.

 

insanlar toplanıyor toprak altında…belki

bana seni anlatmalıyım sonra


büyüyen gözyaşlarımda boğulabilir 
bir baba.

 

hüzünlü bir hat yazısıdır anne acı

eşiği sığmaz…evlere,caddelere taşar


çarşılara koca bir yalnızlıktır 
baba.

 

geniş göğüslü bir kış göğü okunuyor

salâ
larda

gözlerinden anlaşılır…çocuklar alınyazısıdır


sen de başkasının alınyazısıydın 
baba.

 

çocuk özlüyor şimdi, oysa sarsın isterdi

yüzüne tokat olup inen babayı,dur ağlama


büyüyünce ben de senin gibi ölücem 
baba.

 

kalbi kalın…öfkeyle mühürlü kuyular nasıl

sığar tabutlara.eksiksiz ağladım bu şiiri,


bildim hiç bir iple inilemiyor ona
…ooy

 

ömrüm, çıkrıksız bir kuyuymuş baba.

 

 

 

 

 

 

 


____________________________________________________

Beşir Sevim 

1981 yılında Batman’da doğdu. Mersin Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Mersin, Batman ve Ankara’da öğretmenlik yaptı.

1999 yılından beri Islık, E, kitap-lik, Varlik, Pitoresk, Şiirin, Esmer, Kül Öykü, Kaçak Yayın, Sonra Edebiyat, Cumhuriyet Kitap gibi pek çok gazete ve kültür-sanat dergisinde yazı ve şiirleri yayımlandı.

2006 yılında yayımlanan Yalancı Kehribar isimli şiir kitabıyla çeşitli şiir ve sanat ödülleri aldı. Kül Öykü Gazetesinde ve Papirüs dergisinde editörlük yaptı. Ulusal ve uluslar arası şiir festivallerine katıldı. Halen Ankara’da yaşıyor.

Tel: 0530 326 53 99

e-mail: besirsevim@gmail.com

 

Articles similaires

Tags

Partager